|

“1915’te Osmanlı Ermenilerinin maruz kaldığı Büyük Felaket’e duyarsız kalınmasını bunun inkâr edilmesini vicdanım kabul etmiyor. Bu adaletsizliği reddediyor, kendi payıma Ermeni kardeşlerimin duygu ve acılarını paylaşıyor, onlardan özür diliyorum.”
30 bin 893 kişi “Özür Diliyorum” kampanyası için yazılan bu metne imza attı. 6 Ocak'ta da Fatsalı olan AK Parti İstanbul Milletvekili İsmet Uçma Agos’tan Lilit Gasparyan’a yaptığı açıklamada “Tehcirde halkın sürülmesi çok büyük yanlıştır. Bu anlamda Ermeni halkından özür dilerim” dedi. T24'den Hazal Özvarış, “Ermeni meselesiyle yüzleşmede yeni bir sürece mi giriliyor?” sorusuna yanıt aramak için AK Parti’nn kurucu üyelerinden Fatsalı ismet Uçma ile söyleşi yaptı işte Özvarış’ın Milletvekili Uçma’ya yönelttiği sorulardan ve aldığı cevaplardan bazıları; -Agos'a yaptığınız “Ermenilerden özür” açıklamasını gördüğümüzde şaşırdık. Parlamento çatısı altında ezber bozucuydu. Çok teşekkür ediyorum. Geçen gün katıldığım forumda da başlık "1915'te ne oldu?" idi. Tarihçiler, 1915'i arşivlere girerek veya başka çabalarla ortaya koymalılar. Çıkan bütün envanter, tek havuzda toplanmalı ve elde edilen bu verileri siyaset değerlendirmeli. Ardından uluslararası camiada durumun tespitine yönelik bir karara varılmalı. Yoksa “Bizim mahallenin çocukları, sizin mahallenin çocuklarını döver” kör dövüşü ile bu işleri çözme imkânı yoktur.
- Sizce, 1915'te ne oldu? 1915'te bu milletin medeniyetinde hiçbir zaman izine rastlanmayan anormal bir şey oldu. Hakikaten çok anormal ve trajik bir olaydı. Yüzyıllardır beraber yaşadığımız Ermeni vatandaşlarımıza ilişkin yanlış politikalar gelişti ve iki şey birbirine karıştı. Doğuda yaşayan Ermeni vatandaşlarımız arasında ortaya çıkan çetelerin yaptıklarının bedeli, bütün Ermenilere ödetildi. Bu yönüyle 1915, günümüzde -özellikle Doğu bölgemizde- yaşananlarla tıpatıp örtüşmektedir.
- Nasıl? Kürt halkı arasından çıkan silahlı bir grup, bir süredir hak mücadelesini kan dökerek sürdürmekte ve bir ulus devlet mücadelesi vermektedir. Eğer bu mücadeleyi veren PKK ile Kürt halkını bir tutar tüm Kürtleri yurtlarından sürerseniz bu savunulabilir bir yöntem olamaz. Bu sizi haklıyken haksız duruma düşürebilir. 1915'te maalesef buna benzer bir durum yaşanmıştır.
- 1915’i nasıl adlandırıyorsunuz? Yaşanan olaya “soykırım” dışında bir tanım bulmak zorundayız. Zaten bu kavram, 1950'li yıllardan sonra gündeme gelmiş bir tabirdir. Dolayısıyla ben, Ermeni vatandaşlarımıza yönelik 1915'te yaşanan süreci “soykırım” değil, “soy sürgün” olarak tarif etmeyi daha uygun buluyorum.
- Farkını açıklar mısınız? Soykırım yapılmak istenseydi, İspanyol ve Portekizlilerin Güney Amerika yerlilerine, Amerikalıların Kızılderililere, Hitler dönemi Almanlarının Yahudilere, İspanya'daki Endülüs Müslümanlarına yapılan imha metotları uygulanırdı. Ama bizim medeniyetimizin kodlarında soykırım izine rastlamak mümkün değildir.
Eğer Ermeni meselesi toprak meselesine dönüşürse, bu sürecin nerede duracağı belli olmaz. Zira bizim de açacağımız tazminat davalarıyla bölgemizdeki pek çok yerden hak talep etme imkânımız doğar. Lakin hiçbir insan ötekinin evi, yurdu üzerinde oturmamalıdır.
- Özrünüzün içinde Ermenilere, mülklerinin, evlerinin geri verilmesi istemi de var mı? Gasp edilerek alınan bir şey varsa, ben hiçbir hakkın üstüne oturmak ve kimsenin hakkına tecavüz etmek istemem. Ama gasp hukuku başka bir hukuktur. Kişisel kanaatlerin ötesinde hukuki bir boyutu vardır. Özellikle, bir Müslüman olarak söylüyorum, böyle bir hakla Rabbime mülaki olmayı asla istemem.
- Açıklamanız ardından AK Parti içerisinde, olumlu-olumsuz tepkiler aldınız mı? Tabii. Çoğunlukla olumluydu. Özellikle halktan aldığım tepkiler oldukça olumluydu. Ben bu acıları hakikaten paylaşıyorum, çok büyük bir üzüntü duyuyorum.
- 1915 için özrünüz, AK Parti'yi temsil ediyor mu? Bunlar benim kişisel kanaatlerim. Partim adına söylemiyorum. Fakat çevremdeki arkadaşlarımın büyük çoğunluğunun da farklı düşündüğünü sanmıyorum. Biz etle tırnak neyse, Ermenilerle öyleyiz. Türkülerimiz, aşklarımız, sevdalarımız, ağıtlarımız, destanlarımız, örflerimiz, âdetlerimiz birdir. Aynı sokaklarda komşuluk yaptık, aynı sofralara oturduk, lokma paylaştık. 1000 yıl böyle yaşadık. Ne oldu da bu iki toplum arasına diğerini yok eden bir ihtilaf girdi? Eğer yapısal bir sorun olsaydı 1000 yıl içinde mutlaka sayısız kez tekrar ederdi. Eğer bir şey 1000 yılda bir kere olmuşsa orada yapısal bir sorundan değil sıra dışı bir durumdan bahsetmek zorundayız.
- Erdoğan'dan özür veya "Acılarınızı anlıyoruz" benzeri bir cümle duyabilir miyiz? Sayın Başbakanımızın gerek Dersim, Sivas, Maraş, gerekse 1915 olaylarını acı, üzüntü ve gözyaşı ile karşılamadığını söylemek mümkün değildir. Dünyanın neresinde bir gözyaşı ve zulüm olsa, Başbakanımızın ve kadroları olarak bizim uykumuzun kaçtığından emin olabilirsiniz. Bu konu, uluslararası siyasetin elinden kurtulsa, Başbakanımızın kimsenin hakkını teslim etmemek gibi bir tavrı olmaz, olamaz.
Biz AK Parti olarak yüzleşmekten korkmuyoruz. Dersim hakkında Başbakanımızın ağzından özür diledik. Ben bu siyasi partinin bir üyesiyim. Haksızlığa uğradıklarını iddia eden her çevreyle ilgili yaklaşımımız farklı olamaz. Yeter ki bu talep adil olsun ve bir şantaj aracı olarak kullanılmasın.
Kaynak : HGRT
Yeni Haberler:
Eski Haberler:
|